Bir film izledim ve bütün hayatım değişti! #DeliveryMan #SüperBaba

Kategoriler Fotoğraf0 yorum

Delivery Man, teslimatçı, süper baba, 533 çocuk, starbuck, sperm bağışçısı,  Vince Vaughn

“Bir gün bir film izledim ve bütün hayatım değişti” diye ile başlamak isterdim herhangi bir yazıma. Ama sanırım hayatımı değiştirecek filmi bulamadım henüz. Belki de bu sözün aslının “bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti” olmasındandır. Film, afişinden de görebildiğiniz üzere “Delivery Man” adıyla gösterime girmiş, Türkçe’ye ise “Süper Baba” olarak çevrilmiş.

Aslında konumuz, cidden beni etkileyen ve düşündüren bir film üzerine. Tesadüfen izlediğim filmin başrollerinde, daha çok komedi filmlerinden tanıdığımız Vince Vaughn, Chris Pratt ve Cobie Smulders yer alıyor. Filmi izlemeye başlarken “vakit geçirmek için”, “eğlencelik”, “izlediğinize pişman olmazsınız, ama izlemeseniz de olur” tarzında bir beklentiye sahiptim. Filmin hikayesi belirginleşmeye başladığı zaman, güldürmesinin yanında ilginç duygulara da kapılmamı sağladığını fark ettim. 

Delivery Man, teslimatçı, süper baba, 533 çocuk, starbuck, sperm bağışçısı,  Vince Vaughn

Filmin ana karakteri David Wozniak, borç batağı içinde yüzen ve hamile olduğunu yeni öğrendiği sevgilisiyle biraz bunalımlı ilişki yaşayan birisi. Aile işinde çalışan ve başarısızlıklarla yaşamaya alışmış David, gençlik yıllarında para karşılığı, Starbuck takma adıyla defalarca sperm bağışında bulunmuş ilginç bir tip. Bir gün, evine gelen bir avukat; sperm bankasının en çok tercih edilen donörü olduğunu ve ne yazık ki şirketin spermlerini defalarca dağıttığını, bu nedenle de tam 533 çocuğun babası olduğunu söyler. İşin kötü yanı ise bu 533 çocuktan 142 tanesi, kendilerini hayata getiren spermin sahibi adamla, yani Starbuck karakteriyle tanışmak istemektedirler. Şirket avukatı, David’e çocuklarını tanıtan dosyaların bulunduğu bir zarf teslim eder. David, zorlu bir hukuki sürecin içerisinde bulur kendini ve bu süreçte ona en büyük destek, çok yakın bir arkadaşından gelir. Artık hayatı iyice karmaşıklaşan David, bir yandan hamile sevgilisi, bir yandan borçları ve diğer bir yandan da yüzlerce çocuğu arasında bocalamaya başlar. Bu arada da kendi ailesiyle de işler epeyce karışmıştır. Filmin hikayesini güzelleştiren ve bizi izlemeye teşvik eden şey işte tam da burada başlıyor.



Bir erkek olarak aynı şey başınıza gelse ne hissedersiniz veya diyelim ki siz kadınsınız, o halde David’in sevgilisi durumunda olsanız ne yapardınız? Tamam ahlaki, dini, hukuki vs. bir çok nedenden dolayı asla sperm bağışında bulunmazsınız ve zaten böyle bir şey başınıza gelmez, o halde boş verin yazdıklarımı da filmin keyfini çıkarın.

Bir erkek olarak filmin bu bölümünden sonrasını, sürekli “böyle bir durumda olsaydım neler hissederdim, ne yapardım” gibi aşırı empatik bir şekilde izledim. Filmi izledikçe, babalarını arayan, onu tanımak isteyen 20’li yaşlardaki o gençlerin enerjileriyle karşılaştıkça, büyük ve kocaman aile özlemimi hissettim. Evet, filmde de dile getirildiği üzere böyle bir olay evrende eşi benzeri olmayacak bir durumdu, ama olmuştu ve 533 çocuğunuz vardı. Filmin Türkçe adının Süper Baba olmasının anlamı belki de burada ortaya çıkıyor biraz da. Bu kadar çok çocukla ilgilenebilecek insanın gerçekten süper olması gerekiyor, ama kahramanımız David, süper değil. Elbette hiçbirimiz değiliz, ama yine de insan düşünmeden edemiyor; yüzlerce çocuğa sahip bir baba olmak veya böylesi devasa bir aileye sahip olmak nasıl olurdu?

David’in hikâyesini izlediğimde, daha öncelerde hep dile getirdiğim bir şeyi tekrar düşündüm; “doğuracak olan ben olmadığım sürece, 10 hatta, 15 çocuk sahibi olmak isterdim” 🙂

Filmdeki oyunculuklar hakkında çok fazla bir şey söylemek istemiyorum, bence hikayesi böylesine ilginç bir film için izlediğim oyunculuklar oldukça yeterli. Özellikle başarısız, işsiz bir avukatı canlandıran Chris Pratt’in oyunculuğu keyifli ve elbette David’in çocuklarından bazılarını canlandıran oyuncuları siz de benim gibi çok seveceksiniz. Ayrıca rolleri az olsa da filmin çocuk oyuncularından da gelecekte bir kaç ismi, “Star” olarak görebileceğimizi düşünüyorum.

Bilgi: İzlediğim Delivery Man filmi, aslında Kanada yapımı “Starbuck” adlı filmin yeniden uyarlamasıymış, ben de bunu daha sonra öğrendim. İlginç olanı ise her iki filmin yönetmeni de yine aynı isim Ken Scott.



Starbuck  (2011 Kanada Yapımı)
Delivery Man (2013 ABD Yapımı – Ne yazık ki filmin Türkiye sinemalarında vizyona girdiğine dair bir bilgi edinemedim). 

Bumerang - Yazarkafe

Bir film izledim ve bütün hayatım değişti! #DeliveryMan #SüperBaba” için 0 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir