Günden hayata yansıyanlar…

Kategoriler Fotoğraf0 yorum

Günlerden Cumartesidir. 


Eminönü, Mısır Çarşısı ve Tahtakale civarından alışveriş yapmışsındır. Tüm gün o dükkan senin bu dükkan benim dolaşıp, o kalabalıkta bırak yürümeyi, nefesi bile zor almışsındır. Artık geç olmuştur ve karanlık çökmüştür, nefes alıp dinlenmek ve bir şeyler atıştırmak için oturduğun lokantadan çıkarsın. Saate bakarsın ve bineceğin vapurun kalkmasına yaklaşık 10 dakikan olduğu için yetişeceğini düşünürsün. Ayaklarına karasular inmiştir, ama uzun süredir planladığın alışverişi tamamlamışsındır. Eve vardığında Kurukahveci Mehmet Efendi’den aldığın, taze çekilmiş kahvenin keyfini çıkaracağını ve tüm yorgunluğunu atacağını hayal edersin. 
Gideceğin yöne son vapur seferini kaçırmak istemezsin bu nedenle hızlı adımlarla iskeleye doğru gidersin. Kalabalığı yararak ilerleme çalışırsın, paketler havaleli ve ağırdır. Nihayet iskeleye varırsın, bir bakarsın ki saatleri karıştırmışsın ve vapur kalkmak üzeredir. Turnikeye yanaşırken elindeki çantalara ve diğer eşyalara rağmen büyük bir çaba ve akrobatik bir yetenekle ceketinin iç cebinden akbilini çıkarırsın. Son duyurular yapılmaktadır ve görevli kapıları kapatmak üzeredir, eliyle “acele et hemşerim” gibisinden işaretler yapar sana. Bir gayretle turnikeye yüklenirsin ve elektronik okuyucuya akbilini uzatırsın.
Ama o anda hayatının en iğrenç, en itici, en berbat sesini yani boş akbilin çıkardığı ezgiden yoksun, berbat ve soğuk elektronik sesi duyarsın! O anda turnikeye hızla çarptığın için geçirdiğin sarsıntıya mı üzüleceksin yoksa kaçırdığın son vapur seferine mi? Kapılar kapanır, elinde paketlerle son vapur seferini kaçırmış olarak kalakalırsın orta yerde.
Tıpkı hayatta olduğu gibi, o güne ve akşama dair tüm hayallerin yıkılmıştır, şimdi orta yerde ne yapacağını düşünür durursun!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir