Hangi Sektör Sizden Ne İster ya da “Has Sektör”

Kategoriler Hayat0 yorum

Şimdi sizlere aklıma gelen bazı sektörlerle ilgili bilgiler vereceğim. Bazı sektörlere doğrudan olmasa da ben de hizmet ediyorum, bazı sektörlerde ise çok yakın arkadaşlarım çalışıyor, haliyle aranızda bana sövecek olanlar varsa da kabulümdür!

Gıda Sektörü: Senin sürekli ürün tüketmeni ister. Kanunen zorunlu kalmadıkça bu ürünler nedeniyle hasta olup olmadığınla ilgilenmez. Obeziteden ölmemen gerektiğini bilir o yüzden yancı sektörlerle işbirliği yapar, bir yandan çok yemeni sağlarken diğer yandan seni zayıflatmak için uğraşır.

Sağlık Sektörü: Senin sürekli hasta olmanı ister. Önleyici tedbirler yerine hastalığı teşhis ve tedavi süreciyle ilgilenir, bir yandan seni ayakta tutacak ilaçlar verirken diğer yandan yüksek tedavi ücretleriyle sigorta sistemiyle birlikte tüm paranı sömürür. Çoğu zaman ölmeni değil ama hastalıktan sürünmeni ister.

Kozmetik Sektörü: Sürekli genç ve güzel görünmek gerektiği vurgusuyla seni tüketime yöneltir. Ürünlerini kullanmayanların çirkin, şişman, yaşlık göründüğü sömürüsü yapar. Kullandığın ürünler nedeniyle yakalandığın hastalıklara ya da doğaya verilen zararlarla ilgilenmez.

Moda Sektörü: Yaşam; tarz, imaj ve görüntüden ibarettir. Ölürken bile modaya uygun giyinip giyinmediğine bakılabilir. Hem unutma ki Moda ve Modacı seni rezil de edebilir vezir de!

Temizlik Sektörü: Yaşadığın çevrenin ve kullandığın eşyaların temiz, hijyenik ve sağlıklı olması vurgusuyla seni kendine müşteri yapar. Ama asla kullanılan kimyasal ürünlerin doğaya ve insana verdiği zarardan söz etmez.

Geleneksel Reklam Sektörü: Senin bir tüketici ve doğrudan reklam müşterisi olarak binlerce yıl hiç ölmeden yaşamanı ister. Yukarıda sayılan tüm sektörleri destekler, onların en büyük yancısı gibi çalışır.

Dijital Reklam Sektörü: Geleneksel Reklam Sektörü’ünden farklı olarak nasıl yaşadığınla ilgilenir ama ruh ve beden sağlığınla pek ilgili değildir, aksine ne kadar hastalıklı isen dijital dünyada o kadar ilgi çekeceğin için sürünerek yaşasan bile, sana ürün pazarlayabildiği sürece kısacası posan çıkana kadar yaşamanı tercih eder.

Sigara/Alkol Sektörü: Doğrudan bağlı olmasa da gıda sektörüyle benzer faaliyetler gösterir. Sattığı ürünler seni elbet bir gün öldürecektir, ama ölmeden önce ne kadar çok ürün alırsan o kadar iyi müşterisindir. Ayrıca her ne kadar devletler tarafından istenmeyen bir sektör gibi görünse de devletin yüksek vergi toplamasını sağlayan sağlam bir yancıdır.


Otomotiv Sektörü: Herkesin en az bir otomobili olmalıdır, mümkünse iki. Devletlerin “yol, su, elektrik” gibi giderlerini karşılayabilmek sığındıkları limanlardan birisidir. Yüksek vergilere rağmen ne insanlar otomobil almaktan vazgeçer ne de devlet halinize acıyıp vergi oranlarını azaltır. Üstelik otomobiliniz olabildiğince yeni model olmalıdır ve en az 3-4 yılda bir de değiştirilmelidir. Aslında “yeni” otomobiller de tıpkı “yeni” deterjanlar gibidir, her şey aynıdır, sadece küçük farklarla ambalaj değişmiştir, ama sonuçta yeni otomobiller her zaman en hızlı, en güçlü ama en tasarruflu ve en güvenilir olanıdır. Tıpkı bir önceki veya ondan da önceki model gibi.

Enerji Sektörü: Tüm sektörler bu sektörün yancısı sayılabilir, çünkü neredeyse tüm sektörler enerji sektörüne bağımlı kılar sizi. Elbette ki devletlerin de en sevdiği sektörlerden birisidir, hele ki enerjide dışa bağımlı olan bir ülke iseniz devlet size ulaştırılmasını sağladığı her enerji türünde iliğinizi kemiğinizi sömürecek kadar vergi alabilir ve bunu birçok haklı gerekçe ardına gizleyebilir.

Medya Sektörü: Reklam sektörü gibi diğer tüm sektörleri destekler, yancının hasıdır, işine geleni işine geldiği gibi gösterir ya da hiç göstermez. George Orwell’in 1984 adlı romanının günümüzde devletler tarafından hayata geçirilmesi medya eliyle sağlanmaktadır. Kısacası bağımsız medya yoktur, bağımsız olduğu iddia edilen medyanın da hayatta kalma şansı yoktur.

Silah Sektörü: Dış tehditlere ve terör saldırılarına karşı sizden aldığı vergilerle sizi korumak için silah alır. Sizin aldığı silahları ve harcamaları denetleme şansınız yoktur, ne söylenirse onu kabul edersiniz. En kötüsü de sizin paranızla aldığı silahlarla, terörist ya da düşmanlara karşı korurken sizi de öldürebilme ihtimalidir, ama bu da işin “cilvesi”dir. Ayrıca sadece sorgusuz sualsiz silah satın alan devletlerin değil, onlara silah satan devletlerin de en çok sevdiği sektördür. Sadece savaş zamanında değil, barış zamanında da silah satışı devam ettiği için silah ticaretinin bir zamanı, mevsimi, dönemi yoktur, sürekli kazan-kazan sistemiyle çalışmaktadırlar.

Kısacası Silah Sektörü, kapitalizmdeki en “Has Sektör”dür!



Elbette kimi ana kimisi de yancı başka bir çok sektör vardır (inşaat, ulaşım, turizm vb), ben aklıma gelenleri yazdım, diğerlerini de siz bulunuz lütfen.

Bumerang - Yazarkafe

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir