İyilik denk geldi!

Kategoriler Hayat0 yorum

 

Bugün başıma gelen bir şeyi paylaşacağım sizlerle.
Öğleden sonra Beşiktaş’taydım. Eve dönmeden Kabataş’a uğrayıp bir şey almak istedim. 50 yaşlarında, kavruk tenli, kirli sakallı tekerlekli sandalyedeki bir adam banka girişine yakın bir yerde kaldırımda duruyordu. Gelen gidene elini uzatıp bir şeyler söylüyor ve bir yerleri işaret ediyordu. İnsanlarsa sanki vebalı gibi ondan uzaklaşmaya çalışıyordu. Aslında yolda yürürken ısrarcı dilenciler hep beni bulurlar.Alnımda yazan enayi damgasından olsa gerek. Ama nedense bu adam dikkatimi çekti, yanaştım, kulaklığımı çıkardım söylediklerini işitmeye çalıştım, açıkçası ne söylediğini duyamadım.
Bu kez daha da yanaştım “ne istiyorsun dayı?” diye sordum. Ancak üçüncü söyleyişinde gitmek istediği yere kadar arabasını itmemi istediğini anladım. Hava çok sıcaktı, üzerinde siyah bir ceket vardı, epey terlemiş ve yorulmuş olmalıydı. Gideceğim yere tamamen ters olmasına rağmen kendisini belli bir yere kadar itebileceğimi söyledim. Gerçekten adamın söylediklerinin yarısını gürültüden yarısını da konuşmasından anlamıyordum. Biz kaldırımda yürürken karşıdan gelen insanların tuhaf bakışlarına maruz kalıyordum. Herkes bir adama, bir de bana tuhaf tuhaf bakıp yol veriyordu. Ne olduğunu anlamadan yola devam ettim. Bu arada adam sürekli bir şeyler konuşuyor, arada bana dönüp “Allah senden razı olsun” gibisinden bir şeyler mırıldanıyordu. Giderken biraz sohbet etmeye çalıştım, evine gitmeye çalıştığını söyledi. Çocukların var mı dedim, var dedi. Çantamda kızıma aldığım bir kaç gofret vardı, çıkardım onları verdim. “Oo çocuklar Erzurum’da, bunları ben yerim” dedi, ceketinin cebine koydu gofretleri.
Sonra sıcakta susamış olabileceğini düşündüm, oruçlu olup olmadığını sordum, su ister misin dedim, soğuk su istedi, anlamadığım için bir kaç kez yineletmek zorunda kaldım. Yaya geçidine geldiğimizde onu bir süreliğine yalnız bıraktım, bir simitçiden soğuk su aldım geldim. Dönerken tekerlekli sandalyeden sarkan çıplak ayağı dikkatimi çekti, bileğinden aşağısı neredeyse yok gibiydi. Suyu açmamı istediğinde fark ettim ki ellerinden biri de benzer durumdaydı. Şimdi yolda insanların bize neden tuhaf baktıklarını biraz olsun anlamıştım.
Suyunu içerken bekledim, sonra birlikte karşıya geçmek için hamle yaptığımda beni durdurdu; “önce sana dua edeceğim, sonra geçeriz” dedi. Peki dedim, 2-3dk dua etti, sonra bana baktı, “amin diyebilirsin” dedi. Beraber amin dedik, ışıklardan karşıya geçirdim. Benim onu götürebileceğimi söylediğim yere vardık. Kulağına eğildim paraya ya da başka bir şeye ihtiyacın var mı dedim, “Hayır, Allah razı olsun” dedi, elimi sıktı. Sonra yanımdan uzaklaşmaya başladı…
Ben tekrar karşıya geçtim, geri dönüp baktığımda yoldan geçen bir grup genç kızın onu arabasıyla gitmek istediği yöne doğru götürdüklerini gördüm.
Bütün bunları “bakın lan be ne merhametli bir adamım” falan demek için anlatmadım. Yukarıda da dedim ya dilenciler hep beni bulurlar diye, bense kimin gerçekten ihtiyacı olduğunu anlayamadığım için tek tük yardım ederim, çoğu kez de uzaklaşırım yanlarından. Bu kez kendi ayaklarımla yardım etmeye gittim, hem de dilenci zannederek.
Yani demem o ki; iyilik yapmak için fırsat yaratmaya çalışın, o iyilikleri hak eden çok kimse var dünyada, belki bir gün onlara denk gelirsiniz…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir