Cingöz Recai – Kara Gözlü Bir Garip Hırsız

Kategoriler Kültür ve Sanat0 yorum

Geçtiğimiz hafta Cingöz Recai – Bir Efsanenin Dönüşü filmi üzerine aile içerisinde konuştuk ve ilk fırsatta sinemada izlemek üzere sözleştik. Filmin nasıl bir şey olduğu hakkında hiçbir fikrimiz yoktu, sadece ismini eski bir Ayhan Işık filminden ve Peyami Safa eseri olmasından ötürü hatırlıyorum. Biraz afişte adı geçen oyuncuların etkisi biraz da uzun süredir iyi filmlere hasret birisi olarak sinemaya gittik. Şahan Gökbakar’ın Recep İvedik ve Şafak Sezer’in de Kutsal Damacana serileri arasında sıkışıp kalan Türk Komedi Filmleri sarmalından zaman zaman Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan ve Sermiyan Midyat sayesinde kurtulduğumuzu düşünürsek çok da bir şey beklemediğimizi anlayabilirsiniz aslında. Yani bir komedi filmi en azından ortalama mizah zekâsının biraz üzerine hitap edebilmeli, az biraz yönetmenin yeteneği ve oyunculuk da yansırsa filmin içine tadından yenmez.

Bu arada söylemeden edemeyeceğim, beni tanıyanlar bilir, sinemada film izlemeye çok az giderim. Yıllar önce o kötü teknoloji varken bile hafta sonlarında iki hatta üç film izlemek için sinemaya giden ben, son 10 yıldır ara verdim sinemaya (yılda 1-2 film ancak). Bunun temel nedenleri arasında sinemaların AVM’ler içerisine sıkıştırılmış olması (ki ben AVM’leri hiç sevmiyorum). Üstüne ses teknolojisinden habersiz işletmecilerin, ses kalitesinden yoksun hoparlörleri kulaklarımızı sağır edercesine yüksek seviyede çalıştırmaları ve bir de bilet fiyatlarının aşırı yüksek olması. Capitol AVM içerisindeki Spectrum Cineplex Sinemaları geçtiğimiz aylarda alışveriş merkezinin tümüyle birlikte yenilendi. Yenileme sonrası gişelerden salonlara kadar her yer oldukça güzel ve kullanışlı hale gelmiş, içerideki ses seviyesi de oldukça makul, ama aynı şeyi bilet fiyatları için söyleyemeyeceğim. Cumartesi akşamı saat 21.45 matinesinde kişi başı 26 TL’ye bilet satılıyor. Sanki tüm yenileme masraflarını bizden çıkarır gibi acımasızca bir fiyat politikası uyguluyorlar. İçeride satılan atıştırmalık ve içecek fiyatlarına hiç değinmiyorum bile, sonuçta onları satın alıp almamak filmden bağımsız olarak sizin bireysel kararınıza bağlı.

Neyse filme geri dönelim, ama dönerken de henüz filmi izlemediyseniz film hakkındaki vereceğim bazı bilgilere hazır olun, sonra “spoiler vermişsin ya” diyerek bana çemkirmeyin! 🙂

Filmin açılış sahnesi bir görsel keyif olarak değerlendirilebilir, bu ve sonraki bazı sahneler için görüntü yönetmenini ayrıca tebrik etmek gerekiyor. Yeri gelmişken değinmeden geçmeyelim, film müzikleri giriş sahnesinden bitime kadar epey başarılı. Ama aynı şeyi yönetmen Onur Ünlü için söyleyemeyeceğim. Film, aksiyon, hırsız-polis, komedi, suç örgütü, entrika, ucundan aşk(ımsı) sahneler barındırıyor. Oyuncuların çoğu başarılı bir çizgide sürdürüyor filmi, ama senaryodaki kopukluktan mı yoksa yönetmenin bize sunmak istediği sahnelerden mi bilinmez filmdeki karakterlerde epey eksiklik var. Cingöz Recai’nin babası ile yaşadığı sahneler (aslında filmdeki tüm geri dönüşler) saçma bir sahtecilik barındırıyor, yani sanki o sahneler saçmalık mizahı üzerine kurulmuş gibi. Elbette saçmalıklar sadece geçmişe dönüşlerde değil, günümüz sahnelerinde de yaşanıyor, örneğin Başkomiser olan Haluk Bilginer’in bir otobüs kaçırma sahnesi var ki evlere şenlik, izleyince hayattan soğutur sizi.

Cingöz Recai, küçük bir çetenin reisi, ama öyle reis dediysek hödük birini beklemeyin, gayet efendi, kültürlü, bilgili, çapkın, yakışıklı ve zengin olduğu vurgusu veriliyor alttan alta. Üstelik suçlu olmasına rağmen bir nevi iyilik meleği, yani aslında azılı suçluları avlıyor ve polise yardım ediyor. Başkomiser ile geçmişten gelen bir husumetleri var, her olayda kendini bilerek polislere kolay av yapıyor ama bir türlü yakalanmıyor. Birlikte çalıştığı ekipte, teknoloji gurusu güzel bir kız var, şoförlük yapan yakışıklı bir genç, Cingöz kadar olmasa da kasa açma uzmanı olan bir arkadaş ve son olarak da aşırı güçlü bir insan azmanı. Ha bir de tüm bunlara ilave bir Adile Sultan var ki ona farklı sahnelerde daha fazla rol verilebilirmiş. Ancak sanırım sorun da burada, filmde Cingöz Recai bir ekibi yönetmesine rağmen ekibin teknoloji uzmanı dışındakilere neredeyse hiç iş düşmüyor. Yani ne yardımcısı bir kasa ile ilgileniyor, ne şöfor bir kovalamaca sahnesine karışıyor ne de Yadigar isimli azmanımız gücünü gösterecek bir kavgaya karışmıyor. Yani filmin yan karakterleri yan karakterden çok yancıya dönmüş gibiler. Cingöz’ün mücadele ettiği diğer bir çetedeki üyeler bile çok daha fazla sergiliyorlar maharetlerini. Yan karakterlerin kurgu içerisinde daha fazla sahnesi vardı da kesildi mi bilmiyorum ama eğer özel yetenekli bir ekip söz konusuysa, en azından o ekiptekilerin özel yeteneklerinin biraz olsun gösterilmesini isterdim. Filmin sonlarına doğru Türk halkı üzerinden yapılan ucuz kahramanlık tamamen gereksizdi, o sahne çok daha etkili çekilebilirdi, ama niyeyse kolaycılığa kaçılmış, hem de epeyce. Meryem Uzerli için söyleyecek çok şey yok, güzel bir kadın, ancak bu filmde olmamış gibi sanki, üzerine tartışılabilir elbette. Yukarıda da değindiğim gibi filmde bir aşk yok, aşkımsı bir şey var, ayrıca güya çok çapkın bir karakter olan Cingöz Recai doğru düzgün bir kez bile öpüşmüyor filmde. Bu kimin kararı bilmiyorum, yani yönetmen mi istemedi, oyuncular mı olmaz dedi bilemem, ama zaman zaman yarı çıplak görüntülenen Cingöz’ün en azından bir kadınla şöyle 5-10 saniyelik ateşli bir şekilde öpüşmesini bekliyor insan.

Çok büyük bir beklentiyle gitmediğim için aşırı bir hayal kırıklığı yaşamadım, ama insan yine de “daha iyi olabilirdi” demekten alamıyor kendini. Bana göre film 5.5/10 puanı hak ediyor, o da gerçekten oyuncular, birkaç sahnedeki görsel keyif, kostüm seçimleri, film müzikleri ve ana hikâye için (senaryo için değil). Peki film izlenebilir mi? Evet, kesinlikle izlenir, rakibi olan Amerikan filmlerini boş verin, yerli rakipleri olan birçok komedi filminden çok çok daha iyi bir film.

 

Filmin Künyesi:

Yönetmen: Onur Ünlü

Senaryo: Pinar Bulut – Kerem Deren

Eser: Peyami Safa

Oyuncular: 

Kenan İmirzalıoğlu – Recai
Haluk Bilginer – Başkomiser Mehmet Rıza
Meryem Uzerli – Göze
Musa Uzunlar – Hayalet
Fatih Artman – Eren Deren
Algı Eke – Hülya
Serkan Keskin – Sadri
Günay Karacaoğlu – Adile
Hakan Boyav – Ayıboğan
Selim Bayraktar – Adil
Ushan Çakır – Arsen
Meriç Aral – Filiz
Boran Kuzum – Cüneyt
Deniz Şen Hamzaoğlu – Yadigar
Eser Eyüboğlu – Fikret

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir